Meanings of "top" in Turkish English Dictionary
English
Turkish

Meanings of "beauty spot" in English-Turkish Dictionary
Category English Turkish
noun beauty spot ben
noun beauty spot güzel manzaralı yer
noun beauty spot güzellik beni

CONTEXT SENTENCES
Madonna is a beauty. Madonna bir güzelliktir.
I have always had a soft spot in my heart for Mary. Kalbimde Mary için her zaman bir zaafım vardı.
The charm of Kyoto consists of the beauty of its old temples. Kyoto'nun çekiciliği eski tapınaklarının güzelliğinden oluşur.
Mary prided herself on her beauty. Mary güzelliği ile övündü.
The big ugly tree destroys the beauty of the house. Büyük çirkin ağaç evin güzelliğini yok eder.
Spot da gitti mi? Did Spot go, too?
Bill, şu ana kadar Spot'u yürüyüşe çıkardın mı? Bill, did you take Spot for a walk yet?
Köpeğe aile tarafından "Spot" adı verilir. The dog is called Spot by the family.
Haydi, Spot. Yuvarlan. Aferin oğluma! Come on, Spot. Roll over. That's a good boy!