Meanings of "top" in Turkish English Dictionary
English
Turkish

Meanings of "bell" in English-Turkish Dictionary
Category English Turkish
verb bell bağırmak
verb bell böğürmek
noun bell çan
noun bell çıngırak
noun bell çıngırdak
noun bell dalgıç hücresi
noun bell korol
noun bell sütun başlığı gövdesi
noun bell taçyapraklar
noun bell zil

CONTEXT SENTENCES
The church bell used to ring at three. Kilise çanı saat üçte çalardı.
I ran to school, but the bell had already rung. Okula koştum, ama zil çoktan çalmıştı.
I heard the school bell ring. Okul zilinin çaldığını duydum.
In case of fire, ring the bell. Yangın durumunda, çanı çal.
In case of fire, ring the bell. Yangın durumunda, zili çal.
Dr. Bell hastayı tedavi etti. Dr. Bell treated the patient.
Bell'in telefonu icat ettiğini herkes bilir. Everyone knows that Bell invented the telephone.
Bell ne icat etti? What did Bell invent?
Bell telefonu icat etti. Bell invented the telephone.
Bell Londra'da yaşardı, değil mi? Bell used to live in London, didn't he?