Meanings of "top" in Turkish English Dictionary
English
Turkish

Meanings of "beloved" in English-Turkish Dictionary
Category English Turkish
adjective beloved can
noun beloved can
adjective beloved sevgili
noun beloved sevgili
adjective beloved sevilen

CONTEXT SENTENCES
He went to Yokohama in his beloved car. O, sevdiği arabasıyla Yokohama'ya gitti.
Tom lost his beloved son. Tom biricik oğlunu kaybetti.
Nothing is as beloved as what one gets for free. Hiçbir şey birinin bedava aldığı şey kadar sevgili değildir.
Life without beloved person has no sense. Sevilen kişi olmadan hayatın hiç anlamı yoktur.
His wife died leaving behind their two beloved children. Karısı iki sevgili çocuğunu arkasında bırakarak öldü.